20 Ağustos 2008 Çarşamba

Tespit!!

2008 Öss hem az kişinin girmesiyle hem de kontejyanların baya bir artırılmasıylaa bir çok kişinin yüzünü güldürdü.Gülen kişilerin arasında bende varım.(Karışmasın o Gülen bu gülen değil)Malumunuz eşit ağırlık bölümünün en gözde üniversite bölümü hukuktur.Bu sene hukuk fakültesi kontejyanlarında da hayvani artışa gidildi.Geçmiş senelerde yüzüne bilen bakılmayan puanlarla hukuk bölümüne girildi.Tespitim şudur ki önümüzde ki 5-10 yıl içinde hukuk bölümü de sayısalda ki bilgisayar mühendislğiyle aynı kaderi paylaşıcakk ve rağbet edilmeyen bir bölüm haline gelecek.Edremit sokaklarında şöyle bir dolaşın ve kaç tane hukuk bürosu olduğuna bir bakın.Bu kadar avukat ne olucak bilmiyorumm.Kazanamadı bok atıyo filan demeyin şimdi.İşallah yanılıyorumdur.

ninip dedi ki...

çok güzel ve yerinde tespitler.küçük burjuvazi...
zamanın gençliğinin acımasız aynası...bir de koluna K.Atatürk yazanlar o tarz t-shirt giyenler var.kırma solcular, ayrımcı kaç kişiler, özenti hayko'cular, ve damgalanmış boğa gibi turkish hip-hop donlular...
ama köy düğünlerinde artık herkes roman.adeta 9-8lik yaratılmış bu insanlar.kibariyenin son şarkısı ve tabii kiii basss gaza...kadınları bu kadar aşağılayan bu kadar "mal" olarak gören bir bilincin ne yazık ki hayranları da aynı kızlar.
kendinin hip-hop yaptığını söyleyen de aynı yaratık.
bunları sayınca insanın çıldırması için çok sebebi olduğunu anlıyorum.

*yeni gördümm...

Sen!

Birileri farklı olmak zorunda çünkü diğerleri birilerini taklit etsin ki herkes aynı olmasın.Farklı olmak cesaret işidir g*t ister.Korkaklar kendileri cesaret edemedikleri için sana bok atmaya çalışırlar.Ama sen bundan zevk almaya bak.Diğerleri sadece araç sense amaçsın.Kendi kendini var etmeye çalış çünkü sen olmassan dünyada olmaz.Ama bu işi diğerlerini ezmeden yapmaya çalış başkasına saygısı olmayanın kendisine hiç saygısı olmazz..Farklı olamaya çalışıyım derken insanlıktan da çıkma.

18 Ağustos 2008 Pazartesi

Kolo'dan Bir Dilekk Hakkkı

Ben Esen rüzgarla geldim bir Eylül günü
Ağaçtan düştüm bu asfalta terkedildim
Bir yanlızım , yanlızlığımı paylaştım
Paylaştıkça yanlızlaştım
İlkokulda arkadaştım lisede şeytanlaştım
Çünkü şeytanla tanıştım saflık benden güçlü bir zaman
Ben de güçtüm gel zaman git zaman
Kolo mübarek olsun gazan burda olsa da ahirette olmasın tasan
Her an kırılmaya hazır bir biblo gibiyim köşemde
Üzülürüm renkli bilyelerim eteğimden düşerse
Bana da büyük sürpriz oldu tek başınalık doğrusu
Dalımda var tatlı meyve herkezin gözü bende
Aleyhimde yapmak istedikleri şey ölüm vuruşu
Bilir misin üç kuruşu bunlar insanların dolduruşu
Tek arkadaşım Sago’m bir de gardaşım
Ona değerdi bana gelen tüm kahpelerin kurşunu!!!

İrem olsa da mekanım ağlarım seni baş gözünüde ben bir görem
Haftada bir Cuma yetmez ki bana seni her an her an hisseden
Olsa da bir dilek hakkım benim için birşey dilemeni istesem
Tek isteğim aslında benim seni istediğim gibi beni istemen


Bana derler yıllardır ; yer kul Hakkı
Sen kendi defterini düşün çok bilmiş 2 kulaklı!
Bir arkadaşım vardı kara saçlı ve de pasaklı
Yaptığı hareketlerin hepsi birden yasaklı
Çiftçi ; kargalardan ,balıkçı ; deniz analarından
Bense ; sizden bıkkınım..
3 dostum vardı birisi öldü
Birisi hayatımın en güzel gününde sırtını döndü
İnanmak istediğim ; yılların gücüydü..
Yıllar geçtiğinde gördüm hepsi birer öcüydü
Dostum ayağımın altında ezilen b*k böcüğüydü
Güven ve güvensizlik ortası ikisinin bocası
YaLanın geLini ihanetinde kocasıydı
İtile itile kuyuya düşeceksin kim itti bilmeyerek..
Durmadan ağlayacaksın gözlerini silmeyerek
Şahit olacaksın gözlerinle görmeyerek
2 kürekle defnolacaksın sonunu bilmeyerek

İrem olsa da mekanım ağlarım seni baş gözünüde ben bir görem
Haftada bir Cuma yetmez ki bana seni her an her an hisseden
Olsa da bir dilek hakkım benim için birşey dilemeni istesem
Tek isteğim aslında benim seni istediğim gibi beni istemen

15 Ağustos 2008 Cuma

Üniversiteli Oldum!!


An İtibariyle Dokuz Eylül Üniversitesi İng Uluslararası İlişkiler bölümünü kazanmış bulunmaktayım..

13 Ağustos 2008 Çarşamba

Petrol Ve Türkiye

Son zamanlarda gündemi en çok meşgul eden konudur enerji sıkıntısı. Rusya, Ukrayna’ya giden doğal gaz boru hattını kapattı ve Avrupa enerji sıkıntısı içine girdi. Sadece Ukrayna ve Avrupa değil, aynı zamanda Türkiye’ye mavi akım boru hattından gelen doğal gaz oranında da azalma oldu. Hükümet, bu sıkıntıyı konutlara yansıtmamak için doğal gazla çalışan fabrikaların kapısına kilit vurdu.
Bu olayların cereyan etmesiyle, geçmişte çok konuşulan Türkiye’de ki petrol ve doğal gaz rezervleri konusu, tekrar konuşulmaya, tartışılmaya başlandı. Türkiye’nin belli bölgelerinde bolca miktarda petrol bulunmaktadır Ama ne yazıktır ki, çıkartılmıyor veya çıkarttırılmıyor. İnsanlar petrolün çıkartılıp işlenmesini istiyor, çünkü petrol ucuzluk ve hayat kolaylığı demek. Bence en iyisi petrolün çıkartılmamasıdır. Bu kanıya varmak için öyle çok düşünüp, kafa yormak gerekmez. Petrolün tam anlamıyla baş belası olduğunu anlamak için, dünyaya şöyle bir bakmak yeterlidir.
Mesela Irak. Bu bölgede yaşayan insanlar, topraklarında petrol bulunmasından dolayı acı çekiyorlar. Başta A.B.D. olma üzere, dünyayı yöneten büyük devletler, bu bölgede bulunan petrol rezervlerine gözünü diktiği için, nükleer bombaları bahane ederek bölgede terör estiriyorlar. Bu devletlerin amaçları, petrolü istedikleri gibi kullanmaktır.
Ya da Tunus… İtalya, yıllarca Tunus’u içten içe yöneterek, enerji kaynaklarını kendi çıkarları için kullanmaktadır.
Diğer bir örnek Azerbaycan… Son üç dört ay içinde turuncu devrim adıyla hükümet değişti. Çünkü A.B.D; mevcut hükümetin, son zamanlardaki petrol politikasını, kendi çıkarlarına uygun düşmemesinden dolayı beğenmedi ve halkı kullanarak kendisine en yakın partiyi başa geçirdi.
Uzun lafın kısası, öyle petrol çıksın da, zengin olalım demek kolay. Önemli olan, elinde büyük bir güç bulundurarak (nükleer enerji) kendini korumaktır. Bizim elimizde de böyle bir güç bulunmadığından dolayı, biz, biz olalım, elimizdeki petrol rezervlerine daha uzun yıllar dokunmayalım. Başımıza durduk yerde bela açmayalım…

*2006'nın Şubat ayında yazdığım yazı bence hala güncelliğini koruyor.

8 Ağustos 2008 Cuma

Sorun var da Çözüm bu değil!!

Son günlerde haber kanallarını işgal bir haber dolaşıyor ortalıkta.Mevcut iktidarın bir mensubu bir yasa teklifi hazırlamaktaymış.‘’Gençleri Koruma Yasa Tasarısı’’ eğer bu yasa meclisten geçerse gençlere yönelik bir çok yaptırım uygulanacakmışş.Bu yaptırımlardan mantıklı olanı da var saçma olanıda.Bunları tek tek irdelemek mümkün fakat benim özellikle takıldığım bir nokta var.Haber sitelerinden gördüğüm kadarıyla genelde çoğu insanda bu noktaya takılmışş.Konu şu bu yasayla okullarda ibadethane açılması söz konusuymuş.Çoğu insanın şöyle dediğini duyar gibiyim ne işi var ibadatanenin okulda. Doğru aslında okullarımızz pozitivizmi, aklı, mantığı, bilimi her aşamada temel referans kabul ederler.Fakat bu konuya başka bi açıdan da bakmak gerekir.Bu ibadatane konusu hakkında kafa yormaya başladığımda Prf. İlber Ortaylı’nın Tarihin İzinde adlı kitabından okuduğum bir sözü aklıma geldi.Şöyle diyordu ‘’Din ile devletin ayrılması Yahudi ve Müslümanlıkta imkansızdır.Çünkü her iki dinde din insanların yirmidört saatini ayarlar.’’Evet bu çok doğru kendim müslümanım ordan biliyorum benim dinimde namaz denen bir ibadet var bu ibadeti günün belirli saatleri yapabiliyor insan.Yani benim dinim benim zamanımı kendi düzenliyor.Şimdi dinim gereği ergenliğe ulaştığım andan itibaren benim dini vecbelerimi yerine getirmem lazım.Fakat benim eğitim öğretimde almam lazım.Devlet bana bu hizmeti sunuyor yani okullar açıyor ve kabiliyetlerim doğrultusun da beni okutuyor.Ama okuturken zamanımı istediği gibi düzenliyorr.Ama ergenliğe girdiğim andan itibaren dinimde düzenliyorr.Şimdi ben arada kalıyorum dinimim seçeyim yoksa eğitimi öğretimi,bilimi,feni mi?  İşte konumuz olan yasa tasarısı bu soruna kendi çapında çözüm getirmeye uğraşıyor.Okullara ibadethaneleri açıyor sende namaz vakitlerinde gidiyorsun namazını kılıyorsun.Eğer tüm müslümanlar 5 vakit namaz kılsa (ben kılmıyorum)bu mümkün olabilirdi fakat bu gün itibariyle böyle bir durum yok.E bu ibadethaneler okullara açıldığında ne olucak namaz vakti geldiğinde ders yarıda bırakılıp namaz kılacaklar namaza gidip , gitmeyenler sınıflarında mı oturucak.Böyle şey olmaz.Hatta şöyle düşünelim bir müslümanla hristiyan aynı sınfta okumakta bunların ibadet zamanları farklı kim ne zaman nasıl ibadateni yapacak?Keşke öyle bir sistem olsaki herkes dilediği zaman ibadetini yapabilse.Bunu canı gönülden isterim.Fakat bu yasa tasarısının bulduğu çözüm benim hoşuma gitmedi ve bana mantıksız geldi. Şunu da söylemeliyim boynumuz borcudur 4 yıl boyunca herdaim yoğun olan bir karayolunun yanında bulunan bir lisede okudum.Zaman zaman Cuma günleri okulun yanında bulunan camiye namaza gittim.Bu camiye giderken son sürat giden arabalar yanımızdan geçip gidiyordu.Nitekim bu durum camiye gidenler için büyük tehlike oluşturuyordu.Hatta zaman zaman derslere geç kalınıyordu koştura koştura o yol geçiliyordu.Şükür ki kimse bir kaza gaçirmedi ama geçirebilirdi.Bizim cumaya gitmemiz gayet normaldi çünkü müslümandık ve bu ibadet bize farzdı.
 Ama birşeyler ters ve yanlıştı.Bir yerde bi bozukluk vardı.İnsanlar en doğal haklarını kullanmakta zorluk çekiyorlardı ve çekiyorlar.Buna bir çözüm bulunması zorunludur fakat bu çözüm bu yasa tasarısından geçmemektedir.Geçtiğimiz aylarda dış işleri bakanı Avrupada yaptığı bir konuşmada Türkiye’de müslümanlarında bazı sorunları olduğu söylemişti ve bu söylem ülkemizde oldukça tepki çekmişti.Bence dışişleri bakanı doğru demişti bu ülkede müslümanlarında bir takım sorunları varr..Ha hristiyanların yok mu?Yahudilerin yok mu?Alevilerin yok mu?Şiilerin yok mu?Var kardeşim herkesin sorunu var..Ama bu sorunlara çözüm getirmek için sahip olunması gereken nitelikler yok bu millette..

Not:Bu yazıyı okuyupta sen sucusun bucusun diye laf yapmassanız sevinirim..Sadece düşündüğümü yazdım..

''İzm'ler idrakimize giydirilen deli gömlekleri.''  

                                                              Cemil Meriç

5 Ağustos 2008 Salı

Son Günlerde Gıcık Olduğum Şeyler!!

• Aynanın karşısına geçip kendi fotosunu çeken (flaş patlatan bile var) kızın profilindeki foto albümüne bu fotoyu koyması.
• Bütün emolar ve bunların acayip acayip mimiklerle çektirdikleri fotolar.Ayrıca evrensel emo modelinin kriterlerinin dışına çıkarak enteresan bir türk usulu modifikasyonla oluşturdukları tarzları.
• Baba parasıyla hovardalık eden küçük burjuvanın sırf artistik olsun diye facebooktaki profiline Deniz Gezmiş fotosu koyması ve solcu geçinmesi
• Ağır jöleli saç,kocaman güneş gözlüğü,alevli don (özellikle siyah arkaplan kırmızı alev),parmak arası terlik ve küpe kombinasyonundan oluşan stilleriyle ortalıkta dolaşan gençler.
• Gencimiz sabah kaltığında pantolonunu ve t-shirtünü giyer yeni aldığı ve kocaman tokası olan kemerini takar(genelde d&g çakması) ama şöyle bi tarzı vardır.Kıçı fazla ön plana çıkmasın ve kıro muamelesi görmesin die t-shirt ün arka tarafını pantolonun içine sokmazz fakat sırf kemerin gocamaaannn tokası görünsün diye ön tarafı pantulun içine sokar.Ve ortalıkta böyle gezer. Not: D&g markasının yaratıcıları iki adamdır ve bunlar gaydır.Yakında evlencekler.
• Köy düğünlerine çalınan club şarkılar ve bu şarkılar eşliğinde dans etmeye çalışan gençler.( Zaman zaman teyzeler ve amcalar bile görülebiliyo)
• Düğünlerde yapılan eşli dans.Bu dansta hiçbir figür yoktur yapılan tek şey birbirine tutunarak sallanmaktır.
• Sandelet ayakkabının altına çorap giymek. Not: Bazı yerlerde parmak arası terlikle de çorap giyme teşebbüsleri varmışş.
• Aslında siyasetle hiç alakası olmayan gencin Hatırla Sevgili adındaki diziyi izleyerek gaza gelmesi ve solculuk oynamaya başlaması.
• Kadın minübüse biner.Minübüs doludur yalnız senin yanın boştur fakat kadın inatla ayakta durur ve o boş yere oturmaz.Bu durumda sen kendinden kıllanırsın acaba bende sapık tipimi var diye düşünürsün.
•Facebook'ta ota boka gurup kuran insalara.(Yok şöyle şöyle diyen 10.000.000 kişi bulurum yok bilmem ne yapan kaç kişiyizz) Bi git yaa...


3 Ağustos 2008 Pazar

Belki Güldürür!!

Bundan yıllar önce Kuzey Amekikaya giden bir türk büyükçe bi şelale görmüşş.Hayatında ilk defa böyle büyük bir şelale gören türk şelalenin sesine istinadennn NE YAYGARA! NE YAYGARA! diye sağa sola bağırmaya başlamışşş.Bu arada texas dolayların hikamettt eden vee kuzeyde ne var ne yok diyee merak edip bu şelaleye gelen kızılderililer (kızılDereliler değill) türkün sesini duymuşşlarr.Duydukları sesten çıkartıkları çıkarımla bu şelalenin adının Niagara Şelalesi olduğunu kanaat getirip kendi aralrında bu şelaleye NİAGARA ismini vermişşler.O anadan itibaren bu şelalenin adı Niagara olarak günümüze kadar ulaşmışş.Bir türkün sayesinde milyonlarca insan bu şelalenin adını bu şekilde öğrenmişş…

Bizim Türk Kuzey Amerikadan sonraa Kuzey Doğu Amerikaya geçmişşş.Bu dolaylarda çok sayıda vadii ve dağ bulunmaktaymışş..Bu yer oluşumlarıı bizim türkün oldukça hoşuna gitmişş..Bu mekanlarda dolaşırkenn oldukça büyük hatta kendince bölgenin en büyük vadisi olduğuna kanaat getirdiği bir vadini önünde durmuş ve aşşağıya bakmışş.Bu büyüleyici atmosfer karşısında fazla dayanamamışş ve bir hayret nadası olarakk OHAA!! YUHH!! Diye bağırmışş.Meğersem bu sırada nigarada (adı artık o olmuştuya) onu gören kılılderililer çaktırmadan onu takip etmişş Türkün bu bağırmalarını duyarakk bu vadinin olduğu bölgenin adının OHAYO (amerikancası Ohio) olduğuna kanaatt getirmişşlerr.(Kızılderililer çok kanaatkar insanlarmışş)O andan itibaren bu memleket ohayo adıyla anılırr olmuşş.Hatta orda kurulan eyaletede bu isim verilmişş..

Bu anlatıklarımı okuyupta Türklerle Kızılderililerin akraba olduğuna dairr içinde azıcık bir şüphe hissedenlerr kendilerinden utansınlarr…Bunların yalan olduğunu söyleyip boşuna yaygara yapmasınlar.Yuh onlara hatta oha!! 

Not:Yazcak bişey bulamayınca anca bu çıkıyo..